Fibrelle Prebiyotik Lif İnülin 1 Kg + 30 Şase Fiber Prebiyotik Lif
Fibrelle Prebiyotik Lif İnülin 1 Kg + 30 Şase Fiber Prebiyotik Lif

Fibrelle Prebiyotik İnülin 1 Kg + Fiber Prebiyotik Lif 30'lu

İndirim Oranı : %39 İndirim
Fiyat : ₺500,00(KDV Dahil)
İndirimli : ₺304,90(KDV Dahil)

 

 

Fibrelle

Prebiyotik Lif

%100 Doğal İnülin Hindibağ

1 Kg.

+

30 Şase x 2 Gr (60 Gr.) Fiber Prebiyotik Lif

(Oligofruktozla Zenginleştirilmiş %100 İnülin)

Günde 1-3 defa 1-3 şase kullanımı önerilir. Şase içeriğinin içecek veya uygun yiyeceklerle birlikte bol sıvı ile tüketilmesi önerilir.

-Kullanımı (Toz 1 Kg.)-

Her türlü gıda mixlerinde kullanılır. Direkt kullanımlarda gıdaların üzerine veya pişirilirken içerisine konulabilir. Topaklanmayı önlemek için yavaşça karıştırarak ekleyiniz.

Günlük 15 gr. (3 Tatlı Kaşığı) üzerinde kullanımı hassas kişilerde laktesif etki gösterebilir.

Kapalı olarak serin ve kuru ortamda saklayın ve orijinal ambalajı dışında bir ambalaja koymayın kendi ambalajı ile saklayın.

Menşei: Belçika

 

İnülin, fruktan olarak da bilinen lifler sınıfına ait doğal bir polisakkarittir.
 
Genellikle, kök ve kök saplarında bulunan inülin bir çok bitki tarafından enerji depolaması için kullanılır. Çözünür, fermente edilen bitkisel bir lif olan inülin insan vücudunda erimez. İnsan vücudunun bakteriyel mikroflorası aracılığıyla kalın bağırsaklarda fermente edilirler ve mikroorganizmaların sağlıklı büyümesini desteklerler dolayısıyla prebiyotikdir.
 
Aşağıdakiler Nurcan Yabancı'nın (Gazi Üniversitesi, Mesleki Eğitim Fakültesi, Gıda ve Beslenme Eğitimi Anabilim Dalı, Beşevler, Ankara) Derleme Makalesinden alınmıştır.
 
İNÜLİN ve OLİGOFRUKTOZUN BESLENME ile  İLİŞKİSİ
 
İnülin ilk defa 1800?lü yıllarda Rose tarafından İnula
helenum adlı bir bitkinin köklerinden elde edilen bir
karbonhidrat türü olarak tanımlanmıştır. İnülin ve
oligofruktoz birçok ülkede besinlerin toplam enerjisini
düşürmek amacıyla dondurma, kek, pasta gibi yüksek
kalorili besinlerin hazırlanmasında yağ ve şeker yerine
kullanılmaktadır. İnülin ve oligofruktoz sindirim
enzimlerine karşı dirençli olan ?-2-1 bağları ile fruktoza
bağlandığı için, enerji değerleri diğer bilinen
karbonhidratlara göre düşüktür. Diyet karbonhidratları
4kkal/g enerji içerirken, inülin ve oligofruktoz sindirime
karşı dirençli olmaları, ince bağırsaklarda emilime
uğramamaları nedeniyle, diğer karbonhidratlara göre
daha düşük enerji içeriğine sahiptirler. İnülin ve
oligofruktoz, sindirime uğramadan doğrudan kalın
bağırsağa geçerler, burada bakteriler tarafından
fermentasyona uğrarlar. Fermente edilmiş
karbonhidratların enerji değerleri, yaklaşık 0-2.5
kkal/g?dır. İnülin ve oligofruktozun enerji değerleri
içerdikleri karbon zincirine, fermente olan miktara,
dışkıyla atılan miktara ve oluşan kısa zincirli yağ
asitlerine bağlı olarak değişir. Roberfroid [10], bir gram
inülin ve oligofruktozın ortalama 1.5-1.7kkal enerji
verdiğini, bu miktarın ise heksozların verdiği enerjinin
yaklaşık %38?ine eşit olduğunu açıklamıştır [10]. Bu
nedenle, bu maddeler obezite tedavisinde rahatlıkla
kullanılabilir [11]. Hem inülin, hem de oligofruktozun
yüksek miktarlarda alınmasının (40-100g/gün) kan
insülin ve glukagon düzeyini, dolayısıyla kan şekerini
etkilemediği [4], ancak hem inülin, hem de
oligofruktozun belli dozlarının bireysel farklılık
göstererek ishale neden olabileceği açıklanmıştır [6].
 
 
İNÜLİN ve OLİGOFRUKTOZUN SAĞLIKLA  İLİŞKİSİ
 
İnülin ve oligofruktozun sağlık üzerine en önemli etkisi
ince bağırsaklarda bifidobakterilerin gelişmesini
uyarmalarıdır. Kalın bağırsakta 400?den fazla çeşit
bakteri vardır, bu bakterilerden bazıları kanser gibi
birçok hastalığa zemin hazırlarken, Lactobacilli ve
Bifidobakteri gibi bakteriler sağlığı olumlu yönde
etkilemektedir. İnülin veya oligofruktoz tarafından
salınımları artan Bifidobakteri, zararlı bakterilerin
üremesini engellerken, bağışıklık sistemle ilgili
fonksiyonların uyarılmasını, B grubu vitaminlerinin
sentezini ve bazı minerallerin emiliminin artmasını
sağlar. Prebiyotikler mikroorganizma içeriğinde olmayan
organik kompanentlerdir [12]. Bunlar, bağırsak florasını
geliştirerek, sağlığı koruyucu ve hastalıkları önleyici etki
gösteririler. İnülin, dışkı mikroflorasında normalde %20
oranında bulunan Bifidobakteri oranını, %71?e kadar
çıkarabilir. İnülin ve oligofruktozlar, kan şekerinin
regulasyonu ve lipit metabolizması üzerinde de olumlu
etki gösterirler [4].
 
Şeker Hastalığı: Hayvan çalışmalarında, inülin ve
oligofruktozun kan insülin ve glikoz konsa?ntrasyonlarını
düşürdüğü gösterilmesine rağmen, insanlarda etkisi tam
olarak netlik kazanmamıştır. Kok ve ark. [13], dört hafta
boyunca, gönüllü sağlıklı 12 bireye günlük 20 g
fruktooligosakkarit, kontrol grubuna da aynı miktarda
sukroz verilerek, plazma glikoz ve insülin seviyelerini
incelemişlerdir. Sonuç olarak, fruktooligosakkarit verilen
gruptaki bireylerin hepatik glikoz üretimi azalmış, fakat
glikoz metabolizmasında insülin seviyelerinde bir
değişikli gözlenmemiştir Ratlar üzerinde yapılan bir
başka çalışmada, %10 oligofruktoz içeren standart diyet
veya sadece standart diyet verilerek kan glikoz ve lipit
profiline bakılmıştır. Deney grubunun postprandial
(tokluk) serum trigliserit, insülin ve glikoz düzeyleri
anlamlı derecede düşmüştür. Yine deney grubunda,
glikoza bağlı insülintropik polipeptit ve glukagon benzeri
büyüme faktörü düzeyi değişmemiştir [14].
 
Lipit Metabolizması: Oligofruktoz, serum trigliserit
düzeyini düşürmektedir. Ratların diyetlerine eklenen 10g
oligofruktoz, karaciğerde yağ sentezini azaltmıştır.
Oligofruktozun yağ yapımını azaltıcı etkileri vardır [15].
Brighenti ve ark. [16] normolipidemik (kan lipit düzeyi
normal) 20 gönüllü erkeğe, inülin içeren kahvaltılık tahıl
karışımları vererek, inülinin kan lipit düzeyi üzerindeki
etkilerini incelemişler, inülinin kan lipit parametrelerini
düşürdüğünü saptamışlardır. Trautwein ve ark. [17]
yürüttükleri bir çalışmada, 4 gruba ayırdığı hamster cinsi
farelere beş hafta süresince 0, %8, %12 ve %16
oranlarında inülin eklenmiş; 20g/100g yağ ve
0.12g/100g kolesterol içeren diyetler vermişlerdir. İnülin
almayan grupta kolesterol seviyesi etkilenmezken, %8,
%12 ve %16 oranlarında inülin alan gruplarda sırasıyla
serum kolesterolü %18, %15 ve %29 oranında
azalırken, %12 ve %16 oranlarında inülin alan gruplarda
sırasıyla trigliserit %40 ve %63 oranında düşmüştür.
İnülin miktarı arttıkça, serum kolesterol, trigliserit ve
VLDL-kolesterol düzeyi azalmaktadır. Amerikan
Diyetetik Derneği, şeker hastalığında görülen lipit
metabolizması bozukluklarını düzeltmek için, yağ yerine
geçen, inülin gibi maddelerin kullanılmasını
önermektedir [18].
 
Mineral Emilimi: Posa genel olarak mineral emilimini
azaltan besin öğesi olarak bilinse de, inülin ve
oligofruktoz için bu doğru değildir. Diyet posası, fitat
içeriği nedeni ile kalsiyum, magnezyum, demir, çinko ve
mangan gibi minerallerin emilimini olumsuz yönde
etkiler. Hem inülin, hem de oligofruktoz kalsiyum ve
magnezyum biyoyararlılığını arttırarak kemik kayıplarını
en aza indirir. İnülin ve oligofruktozun mineral emilimi
üzerindeki olumlu etkileri, ince ve kalın bağırsakların
pH?ını düşürmeleri ve uçucu yağ asitleri
konsantrasyonunun artması ile ilişkilidir. Kalsiyum
çekumdan emildiği için, çekumları alınmış ratlarda, inülin
ve oligofruktoz etki göstermemiştir. Özellikle kemik
kitlesinin en üst düzeye çıktığı ve ileri yaşlarda
osteoporoz görülme olasılığı ile yakından ilişkili olan
ergenlik döneminde verilen oligofruktozun kalsiyum
emilimini arttırdığı bildirilmiştir [19]. Ratlarda,
fruktooligosakkaritlerin kalsiyum emilimini arttırdığı,
işaretli 45Ca kullanılarak ispatlanmıştır [20]. Gastrostomili
hastalarda (yemek borusunun işlevini yapmadığı
durumlarda beslenmeyi sağlamak amacıyla mideyi vücut
dışına açan bir kanal oluşturulması), anemi ve kemik
erimesi görülme oranı yüksektir. Diyete eklenen
fruktooligosakkaritler gastrostomili hastalarda, bu
problemlerin azalmasına neden olur. Bu hastalara %10
fruktooligosakkarit içeren bir diyet verilerek intestinal
bölgedeki kalsiyum, magnezyum ve fosfor emilimleri ile
kalsiyum bağlayıcı protein (CaBP) düzeyleri, kontrol
grubu ile karşılaştırılmıştır. Fruktooligosakkarit içeren
diyet, CaBP ve intestinal bölgeden kalsiyum emilimini
arttırmıştır. Fruktooligosakkaritlerin CaBP düzeyini
arttırmaları, vücut kalsiyum dengesinin sağlanmasında
önemlidir [21]. Ohta ve ark. [22] gastrostomili ratlara
verdikleri her 1kg besine 75g fruktooligosakkarit
ekleyerek yaptıkları bir çalışmada, kemik mineral
yoğunluğu ile hemoglobin ve hemotokrit gibi anemi
kriterlerinin, fruktooligosakkarit ekledikleri grupta,
eklenmedikleri gruba göre anlamlı şekilde yüksek
olduğunu saptamışlardır. Gastrostomili ratlarda, diyete
eklenen fruktooligosakkaritin hem olan demirin emilimini
arttırdığı, hem olmayan demiri ise etkilemedikleri rapor
edilmiştir [23].
 
Gastrointestinal Sistem: İnülin ve oligofruktoz,
bifidobakterileri arttırarak kalın bağırsak sağlığını olumlu
yönde etkilerler. İnülin ve oligofruktozlar, kalın bağırsağa
gelince hızla buradaki bakteriler tarafından
fermentasyona uğrayarak, kısa zincirli yağ asitleri
sentezini artırılar [24], bu artış, kalın bağırsak kanseri ve
hiperkolesterolemi riskini azaltırken, vitamin sentezi ve
bağışıklık sistemi uyarır [25]. Molis ve ark. [26] diyetle
günde 20.1g fruktooligosakkarit verdikleri 6 gönüllü,
sağlıklı bireyde fruktooligosakkaritlerin ince
bağırsaklarda hiç emilmediğini, sadece kalın bağırsakta
fermentasyona uğradıklarını saptamışlardır. Bu nedenle
bu maddelerin enerji içeriğinin düşük olduğu bir kez
daha ispatlamışlardır. Başka bir çalışmada da,
fruktooligosakkarit ve oligofruktoz ile beslenen grubun
gastrointestinal sistemlerinde, diğer gruplara göre daha
fazla miktarda bütirat oluştuğu, kalın bağırsak pH?nın
düştüğü, dışkı hacimlerinin ve bifidobakteri sayısının
arttığı bildirilmiştir [27].
 
Kanser: İnülin ve oligofruktoz bifidobakteri sentezini
arttırarak, kalın bağırsak kanseri riskini azaltmaktadır.
Yapılan bir çalışmada ratlarda 1.2 dimetilhidrazin ile
kalın bağırsakta kötü huylu tümör oluşturulmuş, daha
sonra bir gruba sadece yağsız süt; bir gruba yağsız süt
ve bifidobakteri; bir gruba yağsız süt ve oligofruktoz; bir
gruba da yağsız süt, bifidobakteri ve oligofruktoz
verilerek tümörlerin gelişimi incelenmiştir. Bifidobakteri
ve oligofruktoz verilen grupta kötü huylu tümörler diğer
gruplara göre, anlamlı şekilde azalmıştır. Bifidobakteri
bir probiyotik, oligofruktoz ise prebiyotiktir, ikisinin
beraber kullanılması sinbiyotik etki ile kalın bağırsak
kanseri riskini azalttır [28].
 
Diğer Etkiler: İnülin ve oligofruktozlar, lenfosit
aktivitesini arttırarak, bağışıklık sistemi olumlu şekilde
etkiler [26]. Kalın bağırsakta bifidobakterilerin oranı ile
immünoglobülin miktarı arsında pozitif ilişki vardır. İnülin
ve oligofruktozlar, bifidobakterilerin üremesini arttırarak,
immünoglobülin aktivitesini de arttırır [29]. Dializ
hastaları için kullanılan beslenme ürünleri içerisine
fruktooligosakkarit eklenmesi, hem hastaların genel
durumlarını olumlu etkilemiş, hem de kabızlık
şikâyetlerini azaltmıştır [30]. Anne sütü, oligosakkarit
yönünden zengin bir besindir. Oligosakkaritlerin bebek
sağlığı üzerinde birçok önemli etkisinin olması, anne
sütünün önemini bir kat daha artırmıştır [31].
inülin ve oligofruktoz gibi prebiyotiklerin eklenmesi,
Bifidobacterium ve Lactobacillus?un çoğalmasını
sağlayarak, bu hayvanların bağırsak mikrofloralarını
düzeltir [33]. Piliçlerde fruktooligosakkarit,
Salmonella?nın üremesini engellemektedir. Altı hafta
boyunca, fruktooligosakkarit içeren diyet verilen
piliçlerde Salmonella typhimurium kolonilerinin sayısının
azaldığı açıklanmıştır [34].
Günümüzde, fruktooligosakkaritler bebek mamalarında
kullanılabilmektedir [32]. Ayrıca, inülin ve oligofruktozlar
hayvan beslenmesinde de yararlı etkiler göstermektedir.
Kedi ve köpeklerin kalın bağırsaklarında bulunan çeşitli
bakteriler sindirilmemiş aminoasitlerin, amonyak, alifatik
amin vb. maddelerin kalın bağırsakta fermantasyona
uğramasına neden olarak dışkılarının çok kötü
kokmasına neden olur. Bu dışkı, insan sağlığını olumsuz
yönde etkiler. Bu nedenle bu hayvanların diyetlerine
nülin ve oligofruktoz gibi prebiyotiklerin eklenmesi,
Bifidobacterium ve Lactobacillus?un çoğalmasını
sağlayarak, bu hayvanların bağırsak mikrofloralarını
düzeltir [33]. Piliçlerde fruktooligosakkarit,
Salmonella?nın üremesini engellemektedir. Altı hafta
boyunca, fruktooligosakkarit içeren diyet verilen
piliçlerde Salmonella typhimurium kolonilerinin sayısının
azaldığı açıklanmıştır.
PROBİYOTİK VE PREBİYOTİK ARASINDAKİ FARK NEDİR?
Probiyotikler
Probiyotikler, ağız yoluyla yeterli miktarda alındığında konağın sağlığını olumlu yönde etkileyen canlı mikroorganizmalardır. Yıllar önce Elie Matchnikoff insan vücudunda bulunan zararsız canlı bakterilerin konakçı için yararlı etkilerinin olabileceğine dikkat çekmiştir. Probiyotik olarak kullanılan mikroorganizmaların çoğu laktik asit bakterileri grubundandır. (en fazla Laktobacillus?lar, Bifidobacterium?lar)

Probiyotik ürünlerin başlıcaları; Yoğurt, kefir, boza ve tarhanadır. Probiyotikler intestinal ve vajen florasının dengesini sağlayıp patojen mikroorganizmaların çoğalmasının engeller, immün sistemi şekillendirmesinin yanı sıra intestinal epitel homeostazını sağlar, bazı mineral ve vitaminlerin biyo yararlanımını artırır, serum lipid düzeyini dengeler, bağırsak motilitesini ve geçirgenliğini düzenler. Bu yararların görülebilmesi için probiyotik ürünlerin düzenli alınması önerilir. Süt sanayi tarafından üretilen yoğurtların Lactobacillus bulgaricus-Lactobacillus asidofilus karışımıyla üretilmesi yararlı olur.

Prebiyotikler
Yapılan araştırmalar diyet posasını oluşturan öğelerden biri olan ve oligosakkaritler olarak bilinen karbonhidratların, probiyotik bakterilerin çoğalmasını sağladıklarını göstermiştir. Probiyotik bakteriler bu öğeleri enerji kaynağı olarak kullanarak çoğalmaktadırlar. Bu nedenle bu öğelere ?prebiyotikler? denmektedir. Kısacası prebiyotikler, sindirilmeyen ancak bağırsakta fermente olan ve kolondaki bakterilerin çoğalmasını ve etkinliğini olumlu yönde etkileyerek aynı zamanda konağın sağlığını da iyileştiren besin öğeleridir.